30 Aralık 2014 Salı

Birdirbirbirdirbir

Oğlum öğretmenini çok seviyor, öğretmeni de onu...

Hayat bilgisi dersinde de aile-görgü falan falan diye bir sürü konu var. Malum yılbaşı geldi..Tüm sınıf postaneye gidip allı pullu kart atmış  ev adreslerine lakin kart şöyle başlıyor ;

"Sevgili Anneciğim, babacığım"

Bu sınıfta en az 8 öğrencinin ana babası ayrı, ve hepsine böyle yazdırmış, aynı ev adresine hem ana, hem baba....

Kart mesajı devam ediyor ;

"Birlikte sağlıklı, mutlu bir yıl geçirmek dileğiyle.."

Birliktelik bitmiş, sağlık olsun elbet herkes için de birlikte mutluluk yok sevgili öğretmen. yok yani. yok ..

1 ay önce soy ağacı yapmalarını istedi. Fotoğraflı. Ben şimdi ex in tüm sülelasini bir de renkli kartona mı yapıştıracağım. Bu öğretmen bunu neden düşünmüyor? Sonra çözüm buldum. "çizersin oğlum"dedim. Oğlumun resim kabiliyeti yok ..Yok derken gerçekten yok. Incırmıncır birşeyler çizdi..Oldu bitti. Sonra eve geri göndermiş hocaaanım. Panoya asmamış yani..Oğlan hiç üzgün ya da sus pus değil..."Biz elma mıyız" diyor

sonra bi zımbırtı istemiş hocaaanım, aktivite dersi için bir ekipman , okumadım , duymadım, göndermedim.. Oğlan eve gelince de hiç üzgün, sus pus değil, Sonra fesbuk a 7-8 öğrencinin adlarını yazmış , biri de benimki , "şu-bu-o-öteki-beriki..... getirmedikleri için aktiviteye katılamadılar.

Listedeki isimlerin hepsi boşanmış anneler...1 istisna var onun da annesi boşanma avukatı :)
Ee be hocaanım, seni seviyor gibiydim ama , çocuklara sorumluluk vereceksen yaz o listeyi tahtaya...çocuk istiyorsa sorumluluğunu öğrensin...ama yok . O listeyi ex görmüş , beni aradı. Arayacağı içime doğmuştu zaten :)  Dedi bişiler...Dedim bişiler... Kapadık.

Düz bakıyorsun hocaaanım.. Empati yapamıyorsun. Kendi çocuklarını kendi sınıfında okutup , ben de çalışan anneyim havasına giriyorsun.. Sözünden çıkmayan çocukların, sana çok kıymet veren eşin var , maşallah . Ama hayat hepimiz için aynı değil. Ben işten 21 de gelip çocuğun ödev defterini kontrol etmiyorum. Onu mıncırıp uyutuyorum. Diğer annelerin de manyakça çalışıp , iş yeri tuvaletinde kaş-bıyık aldıklarını biliyorum. Sen kabul edemesen de biz de durum bu. Elma değiliz.

28 Aralık 2014 Pazar

"bekar anne olarak öğrenmeniz gereken 5 şey"

Böyle bir başlık var bir internet sitesinde..

-mesela iki çocuğun varsa anne ikiye bölünemez
-bazen yalnız yemek yer
-yardıma ihtiyaç duyar
-iyi polis kötü polisi oynayamaz
-yardımcı pilotu yoktur.

hani öyle harthurt değil hakkaten bilinen haber sitesi gibin.

Bu başlıklar çok fresh fotoğraflar altında verilmiş. Çok romantik, çocuk çocuk herkes gıcır.

Belki Norveç websitesinden arak bir haber. Kimbilir...

Bir de "öğrenmeniz gereken" diyor.

Hiç kendini nasıl bekar anne olacağım, neye hazırlayayım  diye yorma bekar anne..Hayat sana çatur çutur ne gerekiyosa öğretiyor.

Ama yukardakilerle ilgili yorum yapmadan geçemicim.

-mesela iki çocuğun varsa anne ikiye bölünemez
Evli olsa bölünebilecek mi? Evli iken birini okuldan alırken aynı anda diğerini doktora götürebilecek mi? Buna mecburken yerli bir baba bu işin ucundan tutacak mı?

-bazen yalnız yemek yer
Ne dram ne dram. Yahu yalnız yemek ne keyifli bir bilsen.

-yardıma ihtiyaç duyar
Duymayan herhangi bir canlı var mı?

-iyi polis kötü polisi oynayamaz
Evliler oynayabiliyor mu?Ayrıca gerek var mı oynaklığa? Neyse ne , çocuğa onu söyle...

-yardımcı pilotu yoktur.
Sana iyi uçuşlar....



27 Aralık 2014 Cumartesi

Ben bilmem eşim bilir puhahhahah

Cumartesi günleri oğlum babasında genelde. Bu aralar çok yorgunum , evden çıkmıyorum . Ev işi , duş , kahve , ben bilmem eşim bilir dörtlüsü ile akşamı yapıyorum.

Ben bilmem eşim bilir i seyrettiyseniz bilirsiniz önce eşler nasıl tanıştıklarını anlatıyorlar. Sevgili blog , ben bu satırları yazarken kadının biri anlatıyo yine tv açık. Kadın susmuyor.

Neyse ,
Tanışırken iki kategori var,
1- İlk görüşte aşık olan %5
2-İlk görüşte nefret eden %95

Bu kadınların romantik evlilik teklif alma oranları :

1-Romantik evlenme teklifi alanlar : %90
2-Öküz gibi teklif alanlar   :%10

Evlenen kadınlar da hep istemem yan cebime flört döneminde...babaları seyrediyor diye midir nedir?

Ben çok eğleniyorum bu programı seyrederken. Kahkaha falan atıyorum .

En sevdiğim oyun sırasıyla ;
1-Sıcak çikolataya çilek batırıp yemeleri - en çok kim yiyecek?
2-Adamların topuklu ayakkabı ile yürümeleri
3-sulu bardaklı bir oyun var- adına ne desem bilemedim.

Şimdi eşlerden biri diğer eş için tahminde buluyor, yarışma başlayıp diğer eş tahmini tutturmaya çalışıyor kan ter içinde. Bol keseden atan eş, yarışan eş için motivasyon cümleleri kuruyor.
"hadi aşkım yapabilirsin hadi
-suusss
-oğlumuz için, kızımız için, 40 saniye kaldı , hadi ama,
-susssssssssssssss
-odaklan..
suusssssssssssssssssss
-canım sana inanıyorum 30 saniyen kaldı hadddiiiiiiiiiiiiiiiiii,
-suuussssssssssssssssssss
-ya düz at düz hep yamuk atıyosun , düz dedim düz düz..10 saniye kaldı yaaaaa....hadiiiiiiiiii..of yaa.."
dıııııııııııııııt süre bitti...

Sonra birbirlerine giriyorlar.
Program başladığında birbirlerine kıyamayan , başta nefret etseler de zamanla ne kadar sevdiklerini anlatan insanlar gidiyor ne kadar beceriksiz oldukları ya da tahminlerdeki abukluklarıyla suçladıkları insanlar haline geliyorlar.


Evliliğin ne olduğunu öğrenmek veya hatırlamak isteyenlerin gönül rahatlığıyla seyredebileceği çok faideli/eğlenceli bir program.

*Tüm istatiki bilgiler tarafıma ait olup prooooramı - seyircilerini bağlamaz.


26 Aralık 2014 Cuma

Çoğ acağip

Şehir dışına gittim iş için.

Bir fabrikaya gittim. Çalışacağım adam 50 yaşlarında mühendis. Fabrikanın müdür yardımcısı.  1 aydır hergün mailleşiyoruz. Amca benimle tokalaşmadı. Aldı elini kalbine koydu. Eyvallah dedim. Pek bi bozuldum , noluya la daha yeni geldim bismilll.....
Neyse...
Fabrika müdürünün odasında oturduk önce , ne yapalım nasıl planlayalım günü diye..Çay kahve ne içersiniz diye sordu fabrika müdürü, ama çay/kahveyi, getirecek genç orada , o sormuyor , fab. müdürü soruyor. Sade kahve dedim. Bir el işareti yaptı gence, çıktı genç odadan. Sonra kahveyle geldi. Teşekkür ettim. Cevap yok. Afiyet olsun/rica ederim yok.
sonra elimi sıkmayan mühendise tel. geldi odadan çıktı.

Fabrika müdürü ;
-sizle tokalaşmaz mühendis, bir iftira ile karşılaşmış gençken ailesi , bu sebepten yemin etmiş, hiç bir karşı cisin elini bile sıkmayacağım diye. Kahve yi getiren genç ise sağır ve dilsiz, aramızda işaretle anlaşmayı öğrendik biz.

dedi.

Sabahın 5 inde evden çıkmışım, 10'da fabrikadaydım. Biri tokalaşmıyor , biri ağzını açmıyor diye uyuz olmuştum.  Utandım.

Mühendis amca ile bütün günü fabrikanın en acağip yerlerinde geçirdik. Tüm işçiler çok seviyor kendisini, bana bildiklerini anlatabilmek için çok çaba sarfetti , susmadı hiç.
İşçilerle yemek yedik. Bezelye-bulgurpilavı-irmik helvası.

Akşam çok teşekkür ettim herkese. Ayrıldım , şehir merkezindeki otele yerleştim.

Sonra akşam yemeği için dışarı çıktım , bir zabıta gördüm nerede yemek yenir, nesi güzeldir dedim.

-Yaaaa bişey yok abla bi künefe ye işte ama....diyebildi.

Ara sokaklarda rahatça gezdim, güzel yemekler yedim. yürüyüş yaptım. Şehrin kızları çok güzeldi.Türkiye'nin İzmir'den sonra en medeni şehri bence burası .  Sonra dalmışım yine ara sokaklarda yürüyorum. Bir lahmacuncu önünden geçerken sahibi "abla bak çok güzeldir lahmacunumuz buyur" dedi
"Tüh...şimdi yedim ama "dedim
"olsun bi çayımızı iç o zaman "dedi
"peki , içeyim " dedim
"Hey Allah'ına gurban" dedi
Çay içtim.Sohbet ettik.
İşleri pek iyi değilmiş bu ara...Biraz anlattı. Helalleştik. Kalktım.

Odama giderken kuruyemişçi gördüm. Bişiler aldım . Odama gittim.

Yattım uyudum hemen.

Ertesi gün başka bir fabrikada çok genç mühendislerle çalıştım. Çok kolaydı. Çok açıklar fikirlere, çok anlatıyorlar , çok dinliyorlar. Kendilerinden değil işten bahsediyorlar. Sevmiyorlar İstanbul'u. Ama küçük şehirlerdeki tüm patron dayanışmalarını da sevmiyorlar.

Oğlum aradı defalarca, çok özlemiş beni. Bana okul kermesinden bir bileklik almıştı, onu takmıştım . Para bilekliğiymiş. Çok para kazanacakmışım. Kendisine de aşk ve şans bilekliği almıştı ama diğer oğlanlar aşk bilekliğiyle dalga geçince sınıfta çöpe atmış, onu anlattı. Para kazanıp kazanmadığımı sordu, çok kazandım dedim. O da çok şanslı olduğunu anlattı.

Özlemişim tek başıma kalmayı...Bir daha ki kısa bir tatil kaçamağını buralarda değerlendirmeye karar verdim oğlumla.

Akşam uçağa bindim, İndim. Taksiye bindim. Taksici çoğğ acağip..Abla ne iş yapıyosunla başladı, sana sakız veriym kulağın ağrıyodur dedi. Sonra babasının müthiş bir projesinden bahsetti. Arabalardaki yakıt saarfiyatını %70 azaltıyomuş. Herkese gittik dedi, Koç, Sabancı, Tübitak, İçişleri vs. kimse bizi kaale almadı, istemiyolar petrol tüketmememizi dedi.
Ne götürdün dedim, projeyi sen mi yaptın , çizdiniz mi? Prototip  var mı?
Yok dedi, ona daha zamanım olmadı.
O yüzden belki dinlemiyolardır dedim. Gözle görmek istiyorlardır.
Yok dedi, bu millete herşey müstahak , kullansınlar petrolü, daha da kılımı kımıldatmam dedi.
Eyi madem. dedim.

Gece oğlumun yanında uyudum.

23 Aralık 2014 Salı

Sakız

Artık anlatmıyorum neredeyse kimseye...

Ama işte bazen suratım ele veriyor. Artık fiziksel olarak cildim tepkiler veriyor.  

Üstünkörü anlattığım zaman , ilahi adalet , Ex'in sonu vs. ile ilgili beni rahatlatmak amacıyla söylenen sözler var. Bunlar artık beni sinirlendiriyor sanırım. Ex'in  ne sonu umrumda ne de şimdisi...
20-30 yıl sonra en kötü sonla karşılaşsa ne olur , karşılaşmasa...
Ben kendimle, oğlumla ilgileniyorum, şu anda. şimdi, hemen.

Bir de eski iş yerlerimde Ex ile kavga etmediğim herhangi bir oda, köşe kalmamıştı. Toplantı odasının patronlar tarafından dinlendiği , kayıt altına alındığını , direktörüm bana nasıl söyleyeceğini şaşırmıştı, dağ gibi adam cümle kuramamıştı. 5 yıl çalıştığım yerden 1 ay içinde karar verip ayrılıp abuk sabuk iş yerlerinde işe başlamıştım.  Daha 1 ay olmuş başlayalı yeni işimde , yeminliyim . Son bir hafta o kadar tahrik etti ki...Konuşmadım. Çıktım öğle aralarında bok gibi alışveriş yaptım . Rahatladım. 

Bu ara böyle...

21 Aralık 2014 Pazar

Bu sefer

Oğlanın yanında, ona kendince birşeyler anlatıp tel açtı bana, hoparlör açık, bana bağırıyor.
Benimle kavga ediyor, kendi kendine.
Burada bir adsız vardı, ne yapmışsındır kimbilir derdi eminim.

Yaptığım şey, son zamanlarda artan müdahalelerine , "velayet bende" hatırlatmasıdır. Bu onu çıldırtmaya yetti.  Çocuğa velayetinin annesinde olduğunu, telefonda benimle kavga etmeye çalışarak, belki de çocuğu korkutarak geri adım atmamı sağlamaya çalışıyor. Başarılı bir yöntem.

O akşam oğlum onda kalacaktı, çok sakindim. Oğlumla konuşmaya çalıştım daha çok. Zaten o telefon konuşmasından 1 saat sonra bana getirdi, sende kalmak istiyor diye.

Sonra beni aradı. "Ne istiyosan anlat , ben de seninle ilgili ne var ne yok anlatırım , dişediş ....."falan dedi. Kapattım.

Oğlumla oyun oynadık. Kucağımdaydı sürekli. Ipad e yeni bir ninja oyunu yükledik. Arada sırada babasıyla ilgili sorular sordu. Gerçek şekilde cevap verdim. Gece çok geç uyudu, hiç zorlamadım. Gece defalarca sıçrayarak uyandı. Bütün gece ona sarıldım.

Ve sırtım yine bir buz kütlesine dayandı. Dondum dondum. Sırtım buz .. Ama aslında üşümüyorum ya da sırtımı ısıtamıyorum. Sırtından hançerlenmek lafının fiziksel etkisini yaşıyorum sanırım.Sabaha kadar uyumadım.

Sabah uyandı. Parka gittik. Bisiklete bindik.
Babası aradı , çok kısa konuştular.
Babasını artık daha az seviyor. Ben istesem Ex e bu hayvanlığı yapamazdım. Kendi başardı sanırım.

Ben bu ülkenin medeni bir şehrinde , medeni bir semtinde yaşayan, medeni biri görünümlü biriyle evlenip boşanmış , eğitimli bir insanım. Haklarımı biliyorum bu doğrultuda yapabileceklerimi biliyorum. Ama ne sisteme ne ex e güveniyorum..........!



19 Aralık 2014 Cuma

Pembenin tonları

Yeni iş, yeni insanlar , yeni hikayeler demekmiş. 

Gencecik , pırılpırıl, güzel mi güzel , cıvıl cıvıl 22 yaşında genç kız var bulunduğum katta. Yemek yerken yanyana oturduk , hangi semtte yaşıyoruz falan konuştuk, ben arabayla gidip geliyorum işe,
söyledi oturduğu yeri ,
"ben ordan geçiyorum , giderken seni bırakayım" dedim

Akşam arabayla , malum trafikte gidiyoruz. Oğlum hakkında sorular soruyor, dersleri, huyu suyu vs. 
Sonra birden anlatmaya başladı kendini. 
1.7 kg doğmuş, doğunca annesi terketmiş okumak için, babanesi bakmış, gerçekten pamuklara sarıp cam kenarında yatırmış ki kemikleri büyüsün serpilsin diye, babası evlenmiş, bi sürü kardeşi olmuş başka bir şehirde. Sonra İstanbul'da üniversiteyi kazanmış, ev arkadaşı bulmuş, üniversiteyi bitirmiş, İstanbul'da bu işi bulmuş, haftanın iki günü ingilizce kursuna gidiyor. Nişanlanacak, ocak ayında babaannesinden istemeye gideceklermiş....
Bir anne, bir evlat, bir insan olarak annesi terketmiş kısmı bağrımı deldikten sonrakiler...
Anneni gördün mü diyebildim.
-Evet , üniversite de bir kaç kez görüştük. O da yazık evlenmiş, kocası dövmüş, sonra kocası erken ölmüş bırbırbırbırbır
Annem le babam ayrıydı ya ben babaanneme kök söktürdüm ne domuzluklar yaptım bilemezsin dedi. Senin çocuk ta öyle yapıyor mu merak ettim dedi. 
-Yok dedim. Yani biraz yapıyor, babasını da sık görüyor zaten.
-Ben annemin babamın yokluğunu bir kez hissettim o da nişanlanacağım çocuğun ailesi önceden çay içmeye gelecekti benim evime. Ev işlerini yaptım, bi baktım evde her çatal bardak , tabak başka renk , desende,. Komşumdan aldım. börek, kek, kısır , salata, kızartma yaptım. Banyoya girdim. Onlar geldiğinde giyinmiştim ama saçlarımı kurutamamıştım. Bir tek orada hissettim eksikliğini ama daha önceden hazırlanabilmiş olsaydım onu da hissetmezdim belki hissederdim ama o kadar çok olmazdı dedi. 

Çeyiz muhabbetine başladık. Çeyrek altın yerine herkesden birşey istiyorum, herşeyi ben yapacağım dedi. Ben ne alayım dedim. Tost makinası , pembe renk olsunmuş
 
Hayatının geri kalanı öyle pembe geçsin ki tost makinan sönük kalsın güzel kızım...



17 Aralık 2014 Çarşamba

Hayat özeti olarak Harddisk

İş yerinde , eski excel dosyalarımdan bazıları lazım oldu. Evden harddiski aldım . Dosyaları kaydettim.
Bir bakayım başka neler var dedim.
Bütün hayatımı 500 GB'lık minik bir kara kutuya koymuşum , daha bile çok boş yer var.
100 kez güncellenmiş cv'ler, sattığım arabanın sahibinden.com a koymadan önceki fotoları , 10 sene önce keşfettiğim blog listeleri , yemek tarifleri , gidilmesi gereken yerler listesi (İstanbul'da Kariye Müzesine mutlaka git demişim , yeni yıl da yapılacaklara , sene bilmem kaç....hiç gitmedim) eski fotoğraflar, videolar, kişisel gelişim kitap listesi, Ferhan Şensoy'un Gündeste kitabının araştırması, ex ile o yurtdışındayken msn yazışmaları, yeni iş araştırmaları, seyahat listeleri , kredi geri ödemeleri , gelir-gider listelerim.....neler neler......

Elbette oğlumun foto ve videolarına baktım. Çocukların en ama en tatlı zamanı yeni konuşmaya başladığı, sadece annenin anlayabildiği zaman bence.
Fotoğrafların neredeyse %95'ini ben çektim , videoların %100'ünü çekmişim ama. Oğlumla ikimizin fotoları var, çünkü ayarlıyor çekiyordum ama video yok , bulamadım.
Mesela oğlan salonda dans ediyor, hooop ex sahneye dahil oluyor o da dans ediyor oğluyla karşılıklı,
parkta koşuyor hoooop ex oğluyla yanyana koşuyor, odasında yerde oyuncaklarıyla kendi kendine oynuyor , pusu kurmuşum kapıda yere yatmış çekiyorum hooooop ex hemen oyununa dahil oluyor, tatilde denizde dalgalarla oynamasını çekiyorum hoooop ex , böyle gidiyor...
Bir de videolarda ben konuşuyorum haliyle, oğlumun ilgisini çekmek için bazen abbuk sabbuk , tam bu konuşmalarım başlayınca kadrana giren ex konuşmalarıma cevap veriyor, sanki onun dikkatini çekmem gerekiyormuş gibi onu öyle de böyle deme o zaman öyle olur böyle olmaz....
Videolar küt diye bitiyor genelde. Kapatıp "ya bi sussana" dediklerimi hatırlıyorum. Zaten bu videolardan 1 sene sonra boşanmışız. Şimdi video çekmediğimi farkettim.
Bu akşam eve gidince minnoşa bir kumpas kurup gizli kameraya alıcam bizi..
Yerim onu ben.



15 Aralık 2014 Pazartesi

Buzlu su

Kaç tane zekası kıt insan , 5 gün önce hasta olup okula gitmemiş ve halsizliği devam eden bir çocuğa soğuk su istedi diye buzlu su verir.

Evet bildin , EX!!!

Eve geldi , öhöhöhöhöh, durmaksızın öksürüyor.
-Neyin var. dedim.
-Ya ben babamdan soğuk su istedim , o da abattı bana buzlu su verdi.
-öyle mi...... (içses :*#?!#@?!@?!@#)
-evet ama ben yarısını içtim.
-tamam. anladım.

Şimdi normal zamanda ben ex'i arar çocuğa nasıl buzlu su içirdiğiyle ilgili kavga ederdim.

Ama dün, yine aradım;
-Oğlan buzlu su içtiğini söylüyor , doğru mu?
-Evet ama bikbikbik...
-Teşekkürler cevabı aldım...Hoşçakal.

Oğlana ilaçlarını verdim. En kalın hırkasını giydirdim. Çorba içirdim.

Sonra dedim ki :
-Oğlum, senin baban kış mevsiminde, yeni hasta olmuş bir çocuğa , buzlu ya da soğuk su vermemesi gerektiğini bilmiyor. Ama sen öğrenebilirsin değil mi?
-Sen bana mı kızdın?
-Hayır, aslında babana kızmış gibiyim ama o cahil olduğu için kızmadım, onun annesi ben olmadığım için bunu ona ben öğretemem ama sana öğretebilirim. Öğrenmek ister misin?
-Peki sen biliyo musun?
-Ben biliyorum , bana güveniyor musun , bir daha hasta olmanı istemiyorum.
-Tamam anlat.
-.....bıkbıkbıkbık
-Yani babamda abartmış ama di mi?
-Evet, bir daha olursa abartmasına izin verme , ne dersin?
-Tamam.


Babasına saygı duymalıymış , özgüveni eksilecekmiş, babasını eleştirdiğim için. ...Hıh Zatüre olup hastaneye yatacağına  cahil bir babaya saygı duymasın, özgüveni eksik olsun.

12 Aralık 2014 Cuma

Çocuk Kitabı

Ben çocukken evdeysem kitap okur , dışardaysam bisiklete binerdim . İkisinde de aşırıya kaçtığım için kızardı annem. Sanırdım ki her çocuk sever ikisini de..
Benim oğlan ikisini de sevmiyor-du.
Uyumazdan evvel bir kitap okurum ona ,çocuk kitapları çok renkli, çok resimli, çok mesajlı, çok yaratıcı , çok kısa ya benim ki de kendi okumayı isteyecek bir gün derdim. Olmadı. Defalarca teklif ettim, reddetti. Vazgeçtim.

Ben boşanma döneminde çok az kitap okudum. Şimdi arayı kapatmaya çalışıyor gibiyim. Sahaflardan alıp veriyorum kitapları. Jules Verne'nin benim çocukken okuduğum "15 yaşında bir kaptan" kitabını gördüm sahafta, sert ciltli, kapak korumalı,  fiyatı biraz pahalı geldi almadım. idefix'te arkadaş yayınları indirim yapmış, fiyatı 3.5TL iken 2,63TL ye düşmüş. Ne kapağı , ne içi renkli. 50 TL üzeri de kargo bedava, doldurdum ne var ne yok sepete.

Eve gittim , hepsini yatağına dizdim, seç birini okuyacağız dedim. "Dünyanın merkezine seyahat" i seçti. 5 sayfa ben 1 sayfa o okumalıyız olarak anlaştık. Yatağa her zamankinden erken girdik. Ben 5 sayfa okudum, ona verdim , sonra sıra bana geldi , tekrar ona...Yalnız kitabın o kadar içine girmiş ki okuduğu sayfayı bitirdiğinde çevirdi, kitabı bana vermeden devam etti. Sonra benim çocukken yaptığım gibi kitabın sonunu çok merak edip son sayfalarını okuyup birşey anlamayıp, kaldığı yere geri geldi...

Bu kadar basitmiş...

126 sayfalık kitabın 32 sayfasını okuduk.  Sonunu çok merak ediyoruz valla...

10 Aralık 2014 Çarşamba

No'ya basmak

Ex ile çok kavga ettim yine. Kavgadan beslenen insanlar olur ya , aynen öyle.
Sonra düşündüm, daha önceki deneyimleri, kendime verdiğim sözleri , psikoloğun "karı-koca" bağını kavgalarla sürdürüyorsun eleştrisini.... Sözlerimi tutmadığımı... Acaba ben de mi kavgadan besleniyorum?

Bir kadınla tanıştım o da bir  bekar anne. İki çocuğu var babalarında, çocukları ve ex yurtdışında. Hayatımda gördüğüm en ama en güçlü kadın. Benim yaşadıklarım ya da sağda solda duyduklarım onun hayatı yanında tırt...Adam kadını tahrik ediyor, korkutuyor, mailler atıyor ama kadın hiçbirine cevap vermiyor.Velayet davası sürüyor.  Kendine çok iyi bakıyor, çok hırslı, çok para kazanıp biriktiriyor, sadece öğlen yemeği yiyor. Tek amacı çocukları ona geldiğinde onları neşeyle, sağlıkla , eğlenmek/gezmek için biriktirdiği parayı harcamakla , hasret gidermekle geçirmek. Kesinlikle çok güçlü, çok akıllı. Adamla kavga etmekten vazgeçmiş , nasıl becerdiğini anlattı. Çok basit dedi "ona hizmet ediyor gibi hissettim, bana ulaşamayınca çıldıracağını farkettim, Telefonumu, mailimi değiştirdim. Çocuklarla , eski komşularım aracılığıyla gizli gizli görüşüyorum. Bana ulaşamayınca eski mailime bir mail atmış,-bu arada eski maillerimi de internet cafeden açıyordum virüs mirüs gönderip, kamerayla beni izlemesin diye- mail bir erkeğin sevgi sözcükleriyle başlıyor , sona doğru küfür gırla, bir daha da bakmadım eski mail adresime..."

Ex ile yine kavga ettim, şimdi bulamadım linki de geçen kış berenin ponponu yüzünden 2 hafta boyunca kavga etmiştik. Kış geldi ya, ortaya çıktı yine ponponlu bere...Sonra yine kavganın ortasında napıyosun ya dedim kendime. Kapattım telefonu, kapatıyorum falan demedim yani öyle bir öküzlükle... Hat kesilmiştir diye düşünüp aradı sanırım. No ya bastım. Mesaj attı , okumadan sildim.
Ertesi gün aradı , No'ya bastım. Gün içi aradı No'ya bastım. Oğlanla ilgili tırt bir soru sormuş mesajla, "evet" diye cevap verdim.  Yaptım ya bu sefer. Bu kadar kolay ulaşılabilir olmamalıydım kavga için. Ama o kadar çok tahrik ediyor ki dayanamıyorsun. Başaramıyor artık. Umarım bu sefer oldum.

6 Aralık 2014 Cumartesi

çeşitli şeyler ve +18

Önceki işimden istifa etmeden önce 1 yere başvurmuştum, Haziran ayında . Eylül'de iş görüşmesine gittim 2 kez. Kasım'da iş başı yapmam için çağırıldım, yaptım. Çok zengin, kurumsallaşmaya çalışan patron firması. İşe girişte benim ve minnoşun nüfus cüzdanını verdim. Ssk'da hala eski soyadım gözüküyormuş. Açık ofis var. İk'da çok genç , yeni mezun bir çalışan var. Benim girişimi yapamadı sanırım, pek havalı direktörü odaya gelmek zorunda kaldı konuyla ilgili, avaz avaz ama avvvaaz avvaaazz "Kadın 2012'de boşanmış işte" ......
Muhasebe müdürü çağırdı , ezilip büzülerek kısık sesle, "şey oğlunuz sizin üzerinizde mi olacak?"
-Elbette.
......
İşim açısından şu ana kadar oldukça verimli ve keyifli...ama insanlar hala böyle...
Neys.....

--------------------------------------------------------------------
Ekşi sözlükte 5.nesil bir yazardım. Sonra "Nazmiye demirel" falan gitti. Ben de bıraktım yazmayı ve okumayı.

Sağolsun ekşi sözlükten biri takip ediyormuş, buradan bir link vermiş , bir baktım rekor tıklanmış....

Konu boşanmış kadının yaşadığı zorluklarla ilgili bir duyuru...altındaki yorumları okudum.
Sonra sözlükteki benzer konuları okudum , hiç şaşırmadığım...

---------------------------------------------------------------------
Bundan sonraki yazım +18 içeriği olabilir ilemiyorum.
---------------------------------------------------------------------

"dul kadın" la ilgili yorumlardan birinde demişki ,

"Şimdi kabul edin beyler, barda 3 kadın var biri dul, kime sarkarsınız, dürüst olun."

Birçoğunda da benzer şeyler yazmış.

Anlayacağınız şekilde yazayım;

Sizin dürüstlüğünüzü sikeyim.

"Dul" kadın, sanıyorsun ki bacaklarını açmış senin yolunu gözlüyor , aç memleketin , küçük pipilileri.

"Dul" kadın barda 2 bekar arkadaşı ile içecek. "Dul" kadın dışarıda kahve içerken bile 7 kere düşünüyor angut herif.

Evlenmek için kızlık zarı tam karı arayacaksın, o kızı bulana kadar cinsel açlığını gidermek için bu memlekette bekar kadınlara yalvarmak zorunda kalacaksın ama hani dul kadın alışmış ya , dedenden kalan laflar çok ahlaklı ya ,yemini sen vereceksin ha haysiyetsiz pezevenk..... Hani olur ya kazara yatacak birini buldun, kadın sana salça olmasın isteyeceksin, sana binbir naz yapan kızın "sıkı" diye peşinden koşacaksın.

Yaşamasını da sevişmesini de sevmesini de bilmiyorsunuz yeminle...

Oğlum var lan benim . Senin gibi ikiyüzlü bir göt olarak büyütmeyeceğim onu. Zarı yok diye , bir kıza değer vermekten vazgeçmeyecek. Kendine güvenen, oğlumu seven , bir genç kadın...Bu kadar. Ben , hayatta sadece oğlu olan ben, oğluma eş için tasvir edebileceğim kadın bu...
Senin anan , büyürken ne kadar abarttı seni... Pipini amcalara gösterip, günlere gelen teyzeleri gözetlemekle büyürken cinsel sağlığın çok mu yerinde?
Haydar Dümen'e mastürbasyonla ilgili soru dışında sorabileceğiniz bir deneyimin sanmıyorum olsun... 

Okuyun biraz, gezin. Yurtdışına gidin. Biraz sevişip rahatlayın, bu işi gözünüzde büyütmekten vazgeçin. Yaşam mücadelesi veren kadınları , aptal ve sapık dedenin laflarıyla, çüklü beyninde hatırlayacağına , ya aşağını ya yukarını değiştir.

Ha kadınlara da yazayım ;

Siz de iki yüzlüsünüz. Zengin koca bulma güdünüzün tavan yaptığı bu yıllarda aslında az bile yapıyorsunuz bu itlere belki de... Yapın ...En azından aç kalmazsınız.


Şimde nerde kız nerde kadın yazdım , sen otur o yanlışları düşün , göt!


















14 Kasım 2014 Cuma

"Evet" dediğin yer

Eski işyerinde , çok sevdiğim, çok emek verdiğim , genç mesai arkadaşım düğün davetiyesini getirdi. Benim evlendiğim yerde evleniyor.
"Hayırlı olsun" dedim. "Bekliyorum mutlaka" dedi. "Bu güzel gününde yanında olacağım" dedim.
Gittim. Tedirgindim.Çok süslenemedim. İçimden gelmedi.
Kapıdan girerken boğazım düğüm düğüm oldu. Evleneli 12 sene , boşanalı 3 sene olmuş. Ne çabuk geçmiş dedim.
Kıyım kıyım bir yere oturdum. Ne kadar mutluydum. Ne kadar güzeldim. Ne kadar genç, ne kadar umutlu, ne kadar coşkulu....
Uğruna ölebileceğim , dünyanın en yakışıklı adamıyla evleniyordum. Ertesi gün harika bir tatile gidecektik. Çok eğlenecektik.
Yeni gelin ve damada bakarken sürekli o günü düşündüm, alamadım kendimi. Tabağımdan tırtıkladım biraz. Dans ettiler . Pasta kestiler ama ben kendi zaman düzlemimdeydim. Tebrik ettim.
Diğer misafirlere nazaran erken kalktım. Eve geldim. Oğlan babasındaydı. Yattım uyudum . 10 saat uyur mu yorgun olmayan insan. Sabah uyandığımda bütün yüzüm şişmişti . Kahvemi içtim. Herhangi bir düğün ve cenazeye gitmenin benim için  hala iyi bir fikir olmadığına emin oldum.


Kesin bilgi : Ex'i özlemedim. Gençliğimi, enerjimi hasretle andım.

13 Kasım 2014 Perşembe

Yok ki

Çok tatlı bir anneyle tanıştım.

Çocuklarımız aynı sınıftaymış. Geçen seneki diğer velilerle asosyalliğimi gidermeye çalışıyorum.
Bana geldi kahve içtik.

Benim durumları biliyomuş zaten.

Ben de bahsettim biraz.

"Ayyy, şimdi benim hiç böyle anlatacağım bir hikaye yok" dedi.

"Herşey çok düz gidiyo, kayınvalidemi çok severim, kocamla her evdeki kadar sorunumuz var. Yok yani öyle değişik bişey." dedi biraz burkularak.

Çok tatlı, çok alem...

Maşallah, aman olmasın böyle anlatacakların.

7 Kasım 2014 Cuma

Zeytin ağacı ve göbek bağı

Göbek bağı ne acayip bişi. Bebek doğduğunda canlı duran, gitgide kuruyan düşen, annelerin o hazineyi nasıl saklayacağıyla ilgili dehşet fikirler...
Bir anne bebeğinin ilk banyosunu, ilk dişini, ilk film biletini , ilk herşeyini saklar.
Ben göbek bağını ne yapacağımı düşünmemiştim hamileyken çünkü göbek bağı diye bir şey olduğunu silmiş beynim. Oğlan doğdu. 7. günde düştü göbek bağı. Çürük çarık, yamru yumru bişey zaten. Bizde de yok hiç öyle bir adet, okula gömülür ,camiye saklanır ,denize atılır, stada konur  bilmemne diye..Oğlan 20 günlük oldu, dedesi-babam- Kuzey Ege'ye gidecekti. Yanına verdim. Güzel bir zeytin ağacının altına gömsün istedim. Sağolsun gömmüş.
Sonra Zeytin ağacı diktim bir tane oğlum için. Barış içinde...

6000 adet zeytin ağacını , haldurhuldur, ruhsuz mu ruhsuz, insafsız ... yoketmişler.  Ya oğlumun ya da başka bebelerin göbek bağları oradaysa...

Zeytin çekirdeğine muhtaç kalın dilerim.

1 Kasım 2014 Cumartesi

Şikayet

Beni babasına şikayet etti.

Bunu daha önce de yapmıştı. Babasıyla birbirimize girmiştik.

Konu: Xbox daki oyun süresinin 1 saat olması

Detay : annesinin 1 saat doldu ikazlarına aldırış etmeyen bücürün oynadığı oyun konsol+tv fişinin aniden çekilmesi

Bu hareketimden sonra bağırdı çağırdı falan falan.

Babasına anlattığı kısım : annem de benim hiçbirşeyime izin vermiyor, herşeyime karışıyo , "örneğim" fişi falan küt diye çekiyo (üzgün surat)

Ex : ya neden böyle ani hareketler yapıyosun vır vır vır...

bu esnada üçümüz 50 metre yürüyeceğiz, sonra ex ayrılacak ..

ben Ex'e  madem bu kadar herkes herkese her istediği şeyi "dürüstçe" anlatıyo bir de beni dinleyin ikinizde diye başlayarak ;
bücürün ettiği lafları , hareketlerini anlattım, yüzü şekilden şekile girdi. Ex'in bu oyunlar nedeniyle başa çıkamadığı için tüm oyunları bana vermesini hatırlattım. Rüyasında bile oyunun devamını gördüğü günleri , başka hiçbirşey anlatmadığı zamanları hatırlattım.

Sonra Ex , bücür e sardı. O da başka bir üzgün surata büründü , neyse biz eve geldik.

-Beni daha önce de babana şikayet etmiştin...
-Evet...O da amma uzatıyo yaaa...
-Öyle mi?
-X-box oynayabilir miyim?
-15 dakika.
-tamam.
-tamam...


30 Ekim 2014 Perşembe

Kaygı

Son 6 aydır kaygım çok yükseklerde.

Tatile gittiğimizde , bir pansiyona yerleştiğimiz zaman ilk işim , beldenin hangi jandarmaya bağlı olduğunu bulup telefonunu kaydetmek oldu. Tatil boyunca en kötü senaryoları düşünüp kahrolmadım ama temkin zillerim sık sık çalıp durdu.

Şimdi , oğlanla parkta, evde, sinemada ya da o babasındayken bu kaygı taneciklerinde bir kımıldanma oluyor. Sakinleştiriyorum kendimi, çalışıyorum ama bu düşüncelerin aklıma gelmesinden çok rahatsızım.

Bir de hayatının alt-üst olmasının "bir an" lık bir olay olduğunu , geri dönüşün olmadığını çok kazıyarak öğrenmişim sanırım. Bir daha o "an"lara yakalanmak istemiyorum.

28 Ekim 2014 Salı

Oğlum ve Kıskançlık

Çalışmıyorum. Bütün vaktimi onunla geçiriyorum.  En yakın arkadaşının annesi çalışıyor ve bazen okuldan iki kankiyi alıp evimize getiriyorum, annesi de iş çıkışı gelip alıyor. Kankiler aynı sırada oturuyorlar ve çok keyifliler..

Kankinin annesi hergün yemek için çantasına koyduğu atıştırmalıkların üstüne notlar koyuyormuş,
"afiyet olsun bebeğim, güzel bir gün geçir" vs.
Eve geldik bu hafta birgün, dedi ki ;

-Sen beni hiç mi sevmiyorsun , kankinin annesi böyle böyle notlar yazıyor...

Anaokuluna giden yeğenim var. Sabah oğlumu okula bırakınca, yeğenimin anaokuluna gideceğimi telefonda anneme anlatıyordum ki;

-Sen beni okula bırakıyosun, herkesi mi bırakıyosun...Beni önemsemiyor musun?

40'ını uçurmak için evimize gelen minik bebeği kucağıma aldığımda, gözlerini devirerek, ayaklarını yere vurdura vurdura odasına gitti..Misafirlerimiz gidene kadar çıkmadı odasından..


----------

Eskiden böyle değildi sanki , belki ben farkında değildim. Belki de duygularımızı ifade etmeye vaktimiz olmuyordu.

Artık ona abuk sabuk notlar yazıyorum, kalem kutusuna koyuyorum, okulda okuyor. Teneffüslerde bana cevaplar yazıyor, kalpler, yıldızlar çiziyor.

Başka minnoşlarla ilgili biraz daha temkinliyim artık..

21 Ekim 2014 Salı

Kazık iyilik

Benim için iyilik olsun diye, benim iyiliğimi düşündüğü için 2 sene önce oldukça yanlış seçim yapmış biri var. Asla kıramayacağım....Asla...

En civcivli zamanlarda , en yakınımda olan...

Bu konuyu unutuyorum.

Sonra bir an geliyor, içimde bir canavar bunu kusuyor.

Açıklaması kendisi açısından çok makul..Ama benim için çok yanlış.
Onun seçimi yüzünden , çok kilitlendim ben, çok kararsız kaldım, çok acı çektim. Çok ama..

Yine bir konu geçti aramızda, bambaşka...

-Bana ne hıncın var bu kadar?

O anlattı, ben anlattım. İkimizde kendi söylediklerimizi dinledik sanırım..

15 Ekim 2014 Çarşamba

Prenses olamadım a dostlar...

Homur homur söylendi sol tarafından kalktı , dedim ki,

-Noldu pamuk prensim?

-Ya ben prens olmak istemiyorum, o zaman prenses olur, prensesler de hiç bişey yapmıyolar, hep öyle "kiyefetleriyle" oturuyolar, hep prensler bişeyler yapmak zorunda , hep ya hep. Biraz da onlar yapsa olmaz mı yani, hep onu yap, bunu yap diye böyle oturuyolar. Yani onlar kendini patron mu zannediyor?

-...............

-Sen zaten prenses diilsin anne, sen kendi işini yapıyosun. Hem "kiyefetlerin " de öyle diil . Olma ya zaten ben prenses sevmiyorum.


13 Ekim 2014 Pazartesi

Ex'in Next'i

Aradı ex.

Bişeyler diyor yine..

Heyacanlı, sinirli, susmaksızın konuşuyor , konuşuyor...

Kavga etmiş Next ile... Kavga arasında Next , ex'e çakarken bana taraf olmuş...

Kavga sebebi Next'in ilişkiyi resmiyete taşınmaması hırçınlığıymış...

Eeeee?

Öyle işte, sinirleri bozuk...

Neden anlatıyorsun, yok bir sebebi...öyle işte...

Dinliyorum onu , oğlanı etkileyecek bir durum var mı , gitmese mi vs...

Donuna kadar benden başka tanıyanı yok ...

........

2 gün geçiyor ya da geçmiyor. Ex ile Next yine kapışıyor, bu sefer nedeni , Ex'in bana boynuz takmasına yardımcı olan abla! Abla , Ex ile iletişime geçmiş, Next , ex'e yine çakmış.

.........

Oğlanla anneannede kaldık bir akşam. Dedesi yanına yattı , masal anlattı. Kapı açık. Oğlan ,
- Ama Next teyze öyle demiyo...
-Next teyze kim yahu
-Hani babamda varya...
-HMMMM.....neyse, ondan sonra.....

...........

Ex yine aradı...Yine bişi...

"Biliyo musun , artık babam Next'i biliyor, oğlan söyledi"

"Ufff yaaa, şimdi yanlış anlayacak"

"hahahhaa, hadi öptm snr grşrz cnm by"



12 Ekim 2014 Pazar

Hayat, kadere inat...

Çalışmamak , çalışmak istememek, hayatın tadını bitter çikolata gibi damağına yapıştırmak...

Ölüyorum romantizimden...
                      --------------------------------
Neyse ;

Babamın pikabı vardı. 25 senedir çalışmayan. Evde annemden kurtulmayı başarmış 3-5 plak...

Pikabı tamir ettirdim. Üzerine dantel koydum. Bülent Ersoy- Ahmet Özhan- Barış Manço- Salim Dündar - Sezen Aksu - isimsiz 5 almanca şarkılı plak dinliyorum.





27 Eylül 2014 Cumartesi

öhöm öhöm sınıf annesiyim

Öğretmen toplantı yaptı.

Sınıf annesi oldum. Pat diye.

Geçen senenin anneleri "ayyyyyyyy Allah yardımcın olsuuuun, çok zor valla" diye bir giriş yaptılar. Geçen sene sürekli para topladılar durdular, öğretmene yılbaşı , sevgililer günü, dönem arası, yıl sonu vs. her günde hediye + çiçek  bi şey alındı helali hoş olsun.

Toplantı sonunda öğretmene sordum, benden istediği birşey var mıymış, yokmuş.

Çıktım . Çocuklar da çıkmaya başlarken bir veli yanıma geldi , dürttü kolumu , "hadi hadi , koş, git konuş" dedi öğretmenle ....
10 a kadar saydım. İçimden mi , dışımdan mı bilemiyorum. Kapıda oğlumu gördüm eve döndük.

Dürtülmekten neftret ederim. Ve bana dürtülerek talimat verilmesinden daha çok nefret....

Sonra whatsup grubunda bana tebrik ve hayırlı olsun mesajları yağdı, zor görev için...

Sanırsın ki Nasa'da görevlendirildim haberim mi yok ne.

Oğlana söyledim , sınıf annesi benim diye, "oleeeeeeeeyy seni her teneffüs görücem artık" dedi.

Noluya lan? ne her teneffüsü, para toplayıp hediye alıcam başka ne var ki??

Ertesi sabah gittim öğretmenin yanına, ben x hocam diyorum diğer anneler x öğretmenim diyorlar.

-X hocam , beni dün diğer sınıf anneleri dürttü, sizle konuşayım diye, oğlan "oley anne seni her teneffüs görücem diye havaya uçtu." Yani ben onlardan daha mekanik bir insanım sanırım, bir ihtiyacınız olunca siz beni haber edersiniz herhalde , sizi sürekli rahatsız etmek istemem. Her teneffüs sınıfta olmama gerek var mı? Bana biraz tanımlar mısınız sınıf anneliğini?

-Bir kere her teneffüs sınıfa geldilerse de benim haberim yok, ben öğretmenler odasındayım ki gelmeniz oğlan için zaten sakıncalı. Birşeye ihtiyacım olursa ben size her türlü ulaşırım, sizin bana sürekli sormanıza gerek yok. Geziler düzenliyoruz bazen o zaman bize katılacaksınız.

-Ohh

Stressiz hayatım kabusa dönüyodu yeminle...
Çok şükür...

18 Eylül 2014 Perşembe

Akıl akıl gel ......takıl

Çalışmıyorum ya şimdi, oğlanı ben bırakıp alıyorum okuldan , ex yurtdışında. 


Geçen sene yalnızca 3 kez gördüğüm çalışmayan anneleri, bu hafta sabah-akşam görüyorum . Büyük bir sorunum var , ben kendileriyle konuşamıyorum.

Bir sarımsaklı bişi tarifinden- matematik ödevine, yeni okul müdüründen- kivinin kilo fiyatına, ders programından-yeni açılan cafeye ani geçişlerde takılıyorum. Kafam eski konudaki soracağım sorularda , aydınlanmayan noktalarda kalıyor. Kafamı kısa kısa bir aşağı bir yukarı sallıyorum. Sürekli hak veriyorum, ama sürekli acı çekiyor gibi göründüğüme eminim. 

Bayanlar inanılmaz zeki, müthiş hafıza sahibi ;
-Geçen sene çalıştığım için okulda katılamadığım cumartesi etkinliklerinden bahsediyorlar mesela, ben yabancı kalmayayım diye benim neden katılamadığımı hatırlatıyorlar. 
-Geçen sene rutine binen Ex'in oğlanı okula bırakış-alış günlerini biliyorlar, "bu çarşamba Ex'i göremedik kilisede, hayırdır?!" tadında konuşuyorlar.     
-Geçen sene öğretmenin hangi hafta toplantı yaptığını, bu sene de aynı haftada yapabileceğini tartışıyorlar. 
-Geçen sene tüm dişleri dökülen çocukların alt-üst diye lokasyon belirterek yeni dişlerinin gelip gelmediğini konuşuyorlar. (Kendi çocukları değil)

İş yerinde kendimi daha akıllı hissediyorum. İş aramayı öne çekeceğim. 

17 Eylül 2014 Çarşamba

Sınır,kural,otorite ve anneanne

Eğer boşanmamış olsaydım (yani sağlıklı bir evliliğim olmuş olsaydı) çocuğum bu kadar zıbıtamazdı.

Boşanmanın ilk dönemlerinde normal kuralların hiç birini çalıştırmadığım için şimdi anneanne yardımıyla da  "tüm kurallar çiğnenmek içindir" felsefesi hakim..

Önce arkadaşımın ve oğlanın arkadaşının eşlik ettiği tatilimiz, başbaşa tatilimizle son bulmuştu.
Başbaşa kaldığımız bu sürede çok makara kukara yaptık ama  bir kaç kez sağlam çatıştık.

İstanbul'a döndük. Anneannesini çok özledi. Anneannesi çok özledi. Birbirlerine çok düşkünler zaten. Kavuştular, oğlan içerde dedeyle kikirderken ;

Annem        : oğlan da çok laf dinliyo, bugün çok tatlıydı.
Büyük kız   : tatilde bir kaç kez çıldırttı beni ama ..  Hatta bir keresinde arabayı sağa çektim öyle bağırıştık.
Annem        : Ay bağırmasaydın çocuğa
Büyük kız    : Ya anne oturduğu yerden çubuk kraker, su  fırlatmaya başladı , araba kullanıyorum napim
Anne            : Aman burda bağırma şimdi... bi daha gitmezsin arabayla...

Anneanne olayı çözdü.Gitmezsin.
Anneannede , salonda, koltukta yemek yiyebilir ki annem dünyanın en titiz kadınlarındandır.
Anneanneden istenen her oyuncak bir gün mutlaka alınır.
Anne ile çatışan oğlan arasına girmeye çatışan anneanne , adile naşit sevimliliği ile dümenler çevirir.

Tatilden geldik, anneanneden çıkmıyor...

12 Eylül 2014 Cuma

Tatil'14

Hayatımın tatilini yaptım.
En güzeli,
              en gezmelisi,
                                   en yemelisi,
                                                      en sessizi,
                                                                      en ucuzu,
                                                                                     en keyiflisi...

Çok acıktıysak sokakta yedik içtik..


Bozcaada kalesini gezdik, hakkıyla..

Durduk durduk fotoğraf çektik. Oğlana fotoğraf makinası almış olmam durdukça söylenmesini engelledi..

Güneşi batırdık defalarca,

Midye dolması yediremedim ama kabak çiçeği dolmasını tattırdım oğluma,

Patriça koyuna gittik, bayıldık...

,
Veeeeeeee  ;

Deniz kenarında, zeytin ağaçları gölgesinde bir hamakta oğlanın çocuklarla kikirdeme sesleri eşliğinde arındım..


Miss gibiyim..

Tatil afedersin...

Geldim geldiiiiiiiiiiiiiimmm...

Bir tatil yapmışım deli danalar gibi, gezmekten oğlana fenalık geldi...

"Senin de aklın fikrin manzara yaaa"

"Ya ben yaşadığım yeri unuttum!!!!"

"Anne ben çocuğum çocukkkk"

"Kabak çiçeği dolması ne anne yaaaaa, ıyykkk"

"Anne bugün burdaki denize girelim lütfen başka yere gitmeyelim."

"Ufff anneee"

2 gün sonra okul açılıyor , çocuğun gri pantolon , okul ayakkabısına ihtiyacı var.
Dönüş yolunda Keşan'da durduk, ihtiyaçlarını da aldık , geldik sağsalim..

Özledim...



21 Ağustos 2014 Perşembe

Öğrenilenler

Ex ile en iyi anlaştığımız dönem.

Bulaşmıyoruz birbirimize.

O ,

1-   "Kaba" olarak nitelendirdiği hareketlerimin, laflarımın "mesafeli" olduğunu,
2-   Kavgadan yine, yeniden zarar gördüğümüzü  ,
3-   Yeni kız arkadaşının, oğlumla mesafesini korumayı,
4-   Oğlanla ilgili sorunları, beni suçlamadan , çözüm önerileri üzerinden konuşmayı,
5-   Nafakayı düşürme yönündeki hareketlerinden vazgeçmesi gerektiğini,
6-   Çocuğun her ortamda anne-babasıyla birlikte olma saplantısının yersiz olduğunu,

öğrendi.

Ben ,

1-  Cinnet getirme eşiğinin  insanı ne kadar sarstığını,
2-  Kavgadan yine, yeniden zarar gördüğümüzü  ,
3-  Ne yaparsan yap, ne anlatırsan anlat, ex'in  ikna etme çalışmalarının insanı yorduğunu, gereksiz olduğunu
4-  Oğlanla ilgili sorunları, onu suçlamadan , çözüm önerileri üzerinden konuşmayı,
5-  Eski fotoğraflarda sadece oğluma odaklanmayı,
6-  Geçmişi düşünmekten vazgeçmeyi, Hesap defterini kapatmayı,

öğrendim.

Madde madde yazınca ne kadar kolaymış gibi...Ama öğrendik.



20 Ağustos 2014 Çarşamba

başaçıkabilmek

Başaçıkabilmek  ne güzel kelimeymiş.

En kötü yanı boşanmanın ya da yalnızlığın,  tüm gün sokakta, trafikte, iş yerinde yaşadığın saçmalıkları anlatacak birinin olmaması.
Diyelim haksızlığa uğradın trafikte, eve gidince anlat birine , abart hatta , destek gör , sakinleş.
İş yerinin dedikodusunu en iyi evde yapabilirsin.
Ufak tümseklerde , birikimlerden dolayı zayıf hissettirir. Birikir de birikir..Bakmışsın ki tümsek son damla, otur ağla..
İstifamın ardından , çok gerzek bir durum oluştu. Benden arızalanmış laptop parasını talep ediyorlar. Ben de itiraz ediyorum. Bunu bir tek babama anlatabildim. Bir kaç ay uzak mesafede olacak. Tel ile anlatmakta rahatlatmıyor sanki, böyle ağzını doldura doldura , gözünü devire devire anlatamıyosun. Neyse babam tanıdığım en mantıklı insandır. Çok mantıklı şeyler söyledi. "Sıkma canını"

"Ama bu haksızlık, öyle değil mi?" Kalimero tadında dolaşmak istiyorum aslında bazen.

Babam kesmedi, oğluma anlattım. Neredeyse , dedesiyle aynı şeyleri söyledi.
"Niye önemsiyosun ki alttarafı laptop" dedi.

Her zaman akılla, sabırla, sebatla, uzun uzun düşünerek yolunu bulduğun başa çıktığın , davranış şekilleri , bazı zamanlarda çalışmıyor, işe yaramıyor, yürümüyor. Kilitlenip kalıyorsun.
O kadar basit bir konu ki ...

Dinlenmek gerekiyor. O yükleri atabilmek gerekiyor , sindirmek gerekiyor ...


18 Ağustos 2014 Pazartesi

İstifa ettim

İş yerinden sıkıldım.

Dengemi bozmaya başladı.

Oğlum bir akşam dedi ki ; anne sen çok mutsuzsun..

Evet dedim. Sevmiyorum iş yerimi , anlattım ona biraz.

Bir akşam o çok mutsuzdu. Oğlum çok mutsuzsun dedim.

Evet dedi. Ben bıktım etütten. Havuzdan. Jimlastikten. Dersten. Böyle tatil mi olur?

Son bir aydır, karşılıklı depresyondayız.


İstifa ettim. 

Oğluma söyledim. Çok sevindi. Her istediğini alamayacağımı anlattım, 4-5 ay çalışmayacağımı, etüde gitmeyeceğini,  tatile gideceğimizi....Havalara uçtu. 

Şimdi Oğlumla okul açılana kadar tatile çıkıyorum. Ex'e söyledim. O da hafta sonları olacağımız yere gelip oğlunu görecek. 

Son 3 sene aşırı yoğun çalışmakla maddi olarak toparlamakla, hayatı ıskalamakla, geçmiş gibi. Kendimle hiç ilgilenmedim. Güzel bir tatil sonrasında, okulu başladığında uzun uzun yürümek istiyorum. Hafif rüzgar olsun. 
Güzel yemekler yapayım yavaş yavaş, sakin sakin. Film seyredeyim. 

1 sene çalışmazsam maddi olarak idare edebilecek durumdayım. Ama max. 6 ay sonra iş bulabilmeyi diliyorum. 

Boşandıktan sonra çok kaygılı bir insan oldum. Maddi kaygı başta olmak üzere... Ama çok yoruldum. Ruhum sıkışmaya başladı hergün gelip gittiğim binada. Ana-oğul bu durumdan mutsuzsak , bir durmak gerek dedim. Durdum. 

Şimdi biraz keyif zamanı. 
















13 Ağustos 2014 Çarşamba

Su kaynatmak

Hava sıcak ya, işim var ya, e-5'teyim ya, arabam su kaynattı.

Çektim kenara. 200-300 metre ötede polis arabası var . Gittim yanlarına ,arabamı gösterdim.
Bagajda suları varmış, verdiler . Arabamın yanına gittim. Kaputu açtım. Tam radyatörün kapağını açacağım taksi yanaştı,
"abla bekle biraz ,  bez ile aç" dedi. Bez uzattı . Aldım, bez elimde, bekliyorum buharın azalmasını. Gelen, geçen mal mal bakıyor.
Açtım kapağı, suyu doldurdum. Kapağı kapattım. Kaputu hemen kapatmadım.

Gelen, geçen hala mal mal bakıyor.

Mal mal.

Karı mıdır -kız mıdır falan dikizlediklerinden değil.

Hayret ediyorlar, yardım nezaketi falan da yok. Karının teki e-5 te  kaputu açmış napıyo la! Meraktan ölüyorlar.

Lastik değiştirmeyi öğrendim o hafta sonu. Tek başıma ilkinde yapamam ama ...yaparım ya..

Top sektirmeyi, para kazanmayı, küfür etmeyi,  8 saat araba kullanmayı, böcek öldürmeyi, pes oynamayı , öğreneli epey oluyor.

Bütün havanız bunlar için mi?

12 Ağustos 2014 Salı

Doğumgünü

Aldattığı kadının doğumgünü , doğumgünümden  hemen biraz önce.
Bunu hatırlıyor olmak , beni gıcık ediyor.

Ex ile evliydik. Sorunların tavan yaptığı zamanlar.
Bir sorun nedeniyle gitmesi gerektiğini söyledi akşam saati, annesinde kalacaktı.  (hah)

Sorun yoktu.

O gece , beni aldattığı kadının doğumgününü kutlamak için gittiğini öğrendim .

Ben doğumgünlerini çok severim. Herkesin bir gün bebek olduğunu hatırlamak , sevdikleriyle sarmalanmak, güzel dilekler, düşünceli hediyeler, pasta...daha ne olsun.

Ex ile yolları ayırdım. İlk doğumgünüm. Ailem, arkadaşlarım durumdan habersizler o an.

Oğluma benim doğum günüm olduğunu söyledim. Oyuncakçıya  gidelim dedi. Gittik.

Bana Barbie seçti. Mor mini kıyafetli, simli, taşlı...Barbie lerin en havalısı.. Bir tane taç aldı , kraliçelere layık , ışıklı, tüllü falan :)
Sonra pasta aldık eve geldik.

Barbie yi açtım , pastanın yanına koydum. Tacımı taktım , oğlumu kucağıma aldım. Dilek diledim, üfledik mumları, bitirdik pastayı. 

Oğlum uyudu. Televizyon açtım. Trt'de müzik vardı.

değmen benim gamli yasli gönlüme
ben bir selvi boylu yardan ayrildim
evvel bağban idim yarin bağinda

talan vurdu ayva nardan ayrildim.

Hala dinleyemem bu şarkıyı..


10 Ağustos 2014 Pazar

Zil

Evde tadilat, apartman yöneticisine de yaradı. Dış kapıdaki zillerini değiştirdi , nizama soktu.

Zillere isimleri yazmış.

Güvenlik sebebiyle ismi değiştireyim , Oğlumun adı ve benim adımı yan yana yazayım. Sonra ne kadar gereksiz bişi  dedim. Sonra doğrusu bu  dedim. Sonra ne kadar kafaya taktın dedim. Ad yazmasam olmaz mı?  Çok delikanlısın, ya yaz işte...

Bazen, bazı konulara  anormal takılıyorum ama ANORMAL!  Örneğin oto koltuğu... Çocuğa ilk oto koltuğu alacağım zaman , bir zamazingo yüzünden arabayı değiştirdim . İstediğim ultrasüper güvenlikli oto koltuğunu alabilmek için. Kimse inanamadı. Öyle kazalar hayal etmiştim ki, "Amerika'da kanyon sınırlarında ,uçurumlardan uçurum beğenerek yuvarlanırsam eğer koltuk sağlam olsun, çocuk iyi olsun" kafasını yaşıyordum.

Kapı ziline de aynı şekilde takılıyorum ama ucundan döndüm sanırım. Ne olabilir? Oturduğum mahalle , tek başına yaşayan yaşlı teyzeler, amcalarla dolu. Çok şükür başına bişey gelmiş olan yok.

Adım öyle kaldı zilde. Son kararım. Gerçeğim.

Onu silersem, kalbim kurusun.

7 Ağustos 2014 Perşembe

Sıvı Sabun

Ne zaman hayatıma, tamamen yerleşti düşünüyorum bulamıyorum. Sanki birden unuttum mis gibi pembe-beyaz çizgili  duru sabunu, birden yıvışyıvış hayatımda bitiverdi.

İlk parasız kaldığım günün , ilk alışverişi- ki alyansı kuyumcuda okuttuğum para ile - evde sıvı sabun yok. Listede adı var, alıcam.

Gittim markete. Sıvı sabunların karşısında dehşete düştüm.

Kimsin kızım sen? Ben duru kalıp sabun severim aslında, palmolive de olabilir. Seni neden , nasıl bir ezberle alıyorum. 5 kalıp sabun fiyatına , küçük pompalı sıvı sabun hı? Daha avukata para verilecek, araba bakıma sokulacak, sıvı sabun kim ya?  Sıvı sabun standı karşısında 15 dakika geçirdiğime eminim.
Dehşet...
Böyle böyle  hayatıma yavşayan daha neler vardı acaba?
Markette gezindim. Havlu kağıt..Al işte..Peçete var zaten, Mutfakta tezgah bezi var, ne işe yarıyor - hiç! Onun işini yapan varken bir de bekçi gibi havlu kağıt almışım, fillilerinden.
Parke-seramik-cam temizleyicileri hepsi ayrı ayrı..Bu ne ya? Aldım bir pril, hepsini prille temizledim.
Cam önünde menekşelerim vardı. Anneannem vermişti. Onlara vitamin falan lazımdı.
Ya ben menekşe sevmem ki, yani özel olarak sevmem. Bir menekşem eksikti, ilk fırsatta anneanneye geri götürülecekti. Kendisiyle çiçek yarışını , vitaminle de olsa kazanamayacaktım, neyin vitamini, kendime b vitamine alsam daha iyi, sinirlere iyi gelir.

Sıvı sabun aydınlanmasından sonra çok değiştim.

Evde gereksiz ne varsa gittigidiyor.com da satmaya başladım. 1 liradan açık arttırma açarak.


düğün evi, cenaze evi = evlen

1-Annemin çok yakın bir arkadaşı, 6 ay önce eşini kaybetti.
Cenaze boyunca kolundaydım . Dedim ki bir ara, "ne mutlu sana onun gibi bir kocan oldu, 40 yıllık evlliliğiniz/ömrünüz kırıp dökmeden ne güzel geçti" .
Patavatsız da değilimdir aslında ama yeri değildi o lafın.

2-Annemin kuzeni, 5 sene önce eşini kaybetti.
Kaçarak evlenmişler. Adam son on senesini kalp hastalıklarıyla geçirdi. Karısı , kocasının onu hemşiresiyle aldattığını öğrendiğinde adamın az bi ömrü vardı , ses etmedi.
Kadın madde1'deki kadın gibi çok üzgün, bitkindi. Aldatıldığını öğrenmemiş gibi.

madde1'deki kadın, cenazede söylediğim lafı "koca bulamadım bir türlü" gibi mi algıladı bilemiyorum ama, önce annem üzerinden "başkasınıbulbidaaaevlen" çağrılarını direkt yapıyor. Yani aslında sana demek istedim ki teyzecim "hepimiz ölücez, siz şahane bir çifttiniz. Onsuz yaşamak artık çok zor olacak . Ama 60 yaşının 40 yılını onunla geçirdiğin için şükretsen..Ruhunu rahat bıraksan"  demek istedim.
Bıdıbıdı çok konuşan helehele akıl veren biri değilim ancak bi gaflet işte...

madde 2'deki kadın evleniyor. Karısını kaybetmiş bir adamla. Sıradan bir nikahla falan değil, tekneli, müzikli, şıkır şıkır bir düğünle evleniyor.

Annem üzerinden mesajlarla , "evlen evlen" lafları geliyor .
Tabi annem bunları bana "ya bak sakın bana carlama, madde 1 teyzen evlensin bulsun birini, madde 2 deki teyzen de çok mutluymuş sen de mutlu ol istiyolarmış. Ben söylüyorum onlara seni ama..."

Anneme aradan çekilmesini , teyzeleri bana yönlendirmesini söyledim. Kadınlar kendi aralarında konuyu dolandırdıkça sakız oluyo..Konuştuklarını yüzüme karşı söylemelerinin zor olacağını düşünmüştüm, konu da kapanırdı ama öyle olmadı. Aradılar ve gayet rahat aradılar, konuştular.

Madde 1 asla evlenmeyecek. Sonsuz bir bağ ile bağlı kocasına. Kocasının kendisine en büyük itirazı, ses yükseltmesi "ayyyyy madde-birrrrrrrrrr"  şeklindeydi.
Madde 2 hakkında pek bilgim yok ama şimdi hayatının aşkını bulmuş gibi.

Aşk çiçekte, böcekte falan diyemeyeceğim ama "huzur" diye bişey var. Sımsıkı sarıldığım. Yerine birşey koymak istemediğim, değişmesini istemediğim.

Evlenmeden önce flört gerek, tanımak gerek, aileler var, çocuk var. Yazarken bile düşünmekten, çoğaltmaktan sıkıldım. Çok gereksiz , yorucu hamleler.

Şimdi benim oğlumla geçirdiğim , arkadaşlarımla demlendiğim , aylak aylak yürüdüğüm, araba kullandığım, boşboş tavana baktığım, evimi düzenlediğim, seyahat ettiğim, dedikodu yaptığım, radyo dinlediğim, yıldızlara baktığım, alışveriş yaptığım, anime çizmeye çalıştığım  zamanların yerine ya da yanına biri lazım he mi?

Yedirmem.

5 Ağustos 2014 Salı

Pedagog mu, manyak mı, ben mi?

Evler ayrıldı, boşanma süreci devam ediyor. Oğlanı pedagoğa götürdüm. 2 sene önce...

Dedim ki - ya bu çocuk benimle babasıyla ilgili hiç konuşmuyo, içine kapandı..
Dedi ki - sen çocukla konuştun mu olanları, sen içini açtın mı?

"Bugün çocukla konuşacam haftaya sen yalnız gel" dedi.

Gittim haftaya..

Dünyadaki milyorlarca insan gibi boşanıyoruz yani normal ki böyle şeyler kafasındayım ya, onu anlatıyorum , kadına da bozuğum , çocuk için geldim beni mi söğüşlüyo , salak mı duruyorum falan...

Sonra beni bir çözdü kadın. Nefretimi. Ne yaparsan rahatlarsın dedi?

Ölsün dedim.

Tamam dedi.

Gitti , içerden koca bir yastık getirdi. "Bu Ex olsun" dedi.

"Hadi göm".

Eğildim, parkeleri kazmış gibi yaptım falan amam gülüyorum yani, dalga mı geçiyo bu kadın , zaten para yok , buna mı vericem diye düşünüyorum. Neyse yastığı güya kazdığım çukura attım. Üzerine güya toprak atmaya başladım ve bir ağlama patlaması yaşadım evlere şenlik. Hem gülüyorum, hem ağlıyorum, "ya karı bana yap" diyo ben de yapıyorum , az mal değilmişim, parkede ex hayvanı mı gömülürmüş diyorum, sonra ağlama normale döndü. Başarılı bir mezarcı edasıyla , bir adım geriye çekilerek baktım. "Ne hissediyosun" dedi. Ayağımla parke mezarın üzerine bastırdım. Çıkmaz di mi burdan, yok çıkmaz dedi. Ohh dedim.

Deli meli...Dünya dönüyor sen ne dersen de işte...


3 Ağustos 2014 Pazar

Görümce diye bişey var.

Oğlan Ex'in yanında.. Bir şey için aradı Ex beni. Gürültülü sesler geliyor arkadan, "nerdesiniz" diye sordum.

"Arabadayız."

Sonra arkadan bir kadın sesi, oğluma seslendi. Ex görümce!

Bütün tüylerim diken diken oldu. Kan beynime sıçradı. Oğlumla ilişkilerine karışmamakla birlikte , müthiş rahatsız oluyorum.

Kapattım o sesi duyduğum an telefonu.

Ex aradı , açmadım.

Neden bu kadar rahatsız oldum? Ex'in babasını boşanmadan 1 sene sonra, kapı önünde gördüğümde "Naber?" demişti. O aklıma geldi. "Naber?"

Görümce dediğin kardeşim yaşında. Ex askerdeyken ilgilendim, harçlık verdim, yalanlarını sakladım. Klasik bir rekabet , bir kıskançlık yok yani. Benden küçük işte..
Ama ne zaman boynuz olayı yaşandı o zaman herşey değişti.
Ex görümce, diğer kadının evine yemeğe, yılbaşı partisine falan gitti. İnanmamıştım Ex'e ," ne var ki bunda" demiş ex görümce...
Birşey yoktu gerçekten. Onunla ilişkimizi gözden geçirmiştim, ve sadece gerçekten benden birşey alabilecekse benimle iletişime geçmişti. Evliliğin zor ve son zamanlarında , kavga konusu aileler de olmuştu elbet, kardeşler de yeterince pay almıştı gıyabında..

Ex aradı, açmadım. 2 saat sonra bir daha aradı. Açtım. Evdeydim, yalnızdım.
-Sen neden birden telefonu kapattın ya anlamadım.
-Bence anladın , uzatma istersen.
-Ya gerçekten anlamadım.
Yüksek sesle konuşmaya başladım , ama kontrollüydüm.
-Ex görümce sesini duyunca rahatsız oldum. Bunu anlamaman da ayrı bir konu, anlayıpta ağzımdan duymak istemen ise apayrı bir konu.
-Emin olmak istedim ama şaşırdım sadece, çünkü o seninle ilgili hiç kötü birşey söylemedi, yani bizim onla bir sorunumuz yok der herzaman
Kulaklarımda derin bir sessizlik ardından çınlamalar...Tansiyon böyle çıkıyor sanırım..
Avaz avaz bağırdım, mahalle karıları falan halt etmiş yanımda..
-..................................................................................................................................
3 dakka falan sürmüş olabilir.

Ex ile boşandıktan sonra da uzun süre kavga ettik bu kalite de.. Bundan vazgeçtik ve çocuk için sağlıklı bir zeminde buluşmaya çalıştık. Ve oldukça da başarılı olduk bence.. Ama ikiyüzlülük , riyakarlık, aptala yatma, aptal yerine koyma, "aaa  ondan ne var , aaa ona mı kırılmış , aaaa ben severim onu ya" gibi şapşal beyanları, beynimi yerinden oynatıyor.

Ex'e dedim ki biraz sakinleşince ,
-O benim hakkımda kötü ne söyleyebilirdi? O söylemedi diye ben onu çok güzel mi hatırlayacağım. Ölüyorum ikiyüzlülüğünüze..
-Exgörümce için ben kavga etmek istemiyorum. O kadar yorulduk, oğlan için belli bir uslüptayız, özel olarak ben bişey yapmadım. Bir daha da yanımda olduğunda aramayacağım , söz.
-Tamam.

Çok uzun süredir böyle patlamamıştım. Telefonu kapatınca, bütün enerjimin bittiğini hissettim öğle saatinde. Yattın , 2 saat uyudum.

2 Ağustos 2014 Cumartesi

Matruşka

Bu ara çok görüyorum internette,  nevresimlerde, kırtasiyelerde, çantalarda.

Rusça telaffuzu matriyoşka'mış.
"Matruşka hem oymacılık hem de resim açısından Rusya’nın imajı ve ruhudur." demiş wiki..

Bunu sevmeyen bir ben miyim? 
Hani çocukken ilk gördüğümde şaşırmıştım , tamam ama  gittikçe küçülen küçüldükçe çirkinleşen, sabit-sevimsiz-şuursuz-sahte gülüşlü , toz alması ayrı dert olan bu bebekleri sevemiyorum. 

1 Ağustos 2014 Cuma

Bruce Lee

Babasında seyretmiş. Şimdi çok büyük bir hayranı imiş kendisinin.

Saçlarını onun gibi tarıyor. Bakışları keskin, "anne , bak" diyor.

Bacaklarını, kollarını onun gibi hareketlerle donatıyor. Gerçek adı  Lee Jun-Fan mış..

Ama gel gör ki , Bruce Lee'nin öldüğünü öğrendi.

Feci yasta. Ağlıyor , "ama ben onu görmek istiyordum" diye..

Çocuklara ölümü anlatmak ne zormuş.

Hong Kong'ta heykeli varmış. Ona gideriz büyüyünce dedim..Şimdilik "tamam" dedi..




Mekanın Cennet olsun Bruce Lee...

------------------------------------------------------------------------------

Bruce Jun Fan Lee, Çin kökenli aktör ve Kung Fu savunma sanat ustası -Sözleri;
  • Bilgi bize güç verir; ancak saygıyı karakterinizle kazanırsınız.
  • Bilmeyen ve bilmediğini bilmeyen, aptaldır -Ona karşı tetikte ol! Bilmeyen ve bilmediğini bilen, basittir -Ona öğret! Bilen ve bildiğini bilmeyen, uyuyordur -Onu uyandır! Bilen ve bildiğini bilen, bilgedir -Onu takip et!
  • İyi bir dövüş ustası sinirlenmez, hazırlanır.
    • Ejder Kalesi (1973); Tapınağın daha eski bir üyesiyle konuşmasından.
  • İnsan, yaşayan bir canlıdır, kendi bireyini yaratır, bu (kendi oluşumu) herhangi bir tarz veya sistem oluşturmasından daima daha önemlidir.
    • "From Wing Chun to Jeet Kune Do" -Jesse R. Glover, Black Belt Vol. 31, No. 9 (Eylül 1993), s. 35
  • Kendimi ne olarak düşünmek istediğimi biliyor musun? Bir insan olarak. Çünkü, Konfüçyus'un dediği gibi "Ancak gökyüzünün altında, mutlulukların altında bir tek aile bulunur. Sadece onu meydana getiren kişiler farklıdır."
    • Bruce Lee: Son Röportaj (1971)
  • Sana ben iyiyim dersem, muhtemelen kendimi övdüğümü söyleyeceksin. Ama sana ben iyi değilim dersem, yalan söylediğimi bileceksin.
  • Sınırlar yoktur. Vadiler vardır, ancak orada kalmamalısın, onlardan öteye ulaşmalısın.
    • The Art of Expressing the Human Body (1998) edited by John R. Little, p. 23
  • Soyut evrenin gerçek gücünü gösterir. O somut olanın tohumudur.
  • Tahtalar karşı vuruş yapmaz.
    • Ejder Kalesi (1973); Bruce Lee'nin karakteri bunu "Oharra"nın yumruğuyla tahtayı parçamasından sonra Oharra'ya hitaben söyler.
  • Tümüyle dürüst olmak gerekirse, gerçekten hayır.
    • Gazeteci Alex Ben Block tarafından Tanrıya inanıp inanmadığı sorulduğunda, Warrior Within : The Philosophies of Bruce Lee, s. 128
  • Ben uyumaya inanırım.
    • Erkek kardeşi Robert Tanrıya inanıp inanmadığını sorduğunda ona cevabı, s. 129
  • Zihnini boşalt. Su gibi formsuz, şekilsiz ol. Şimdi, suyu bir bardağa doldurursan, su bardak olur. Onu çay demliğine doldur, o zaman su çay demliği olur. Bak, su akar, yayılır, damlar ya da parçalanır. Su gibi ol dostum.

31 Temmuz 2014 Perşembe

Kedi

Çocukluk arkadaşım var , çok sevdiğim..Aynı yerde büyüdük, kedi , köpek içinde..Ama büyüdükçe kediden nasıl korkmaya başladı, nasıl iğreniyor hale geldiğini anlayamadım..Ben lisedeyken İzmir'e taşındıklarında, yaz tatilinde onlara gitmiştim, bir haftalığına. Babası bizi bir balıkçıya götürmüştü ama arkadaşım alelade yürüyen kediyi görüp cıyak cıyak kaçmıştı içeri. Ben de onunla birlikte içerdeki mutfağın yanında yemek zorunda kalmıştım.
Dün, arkadaşımın yurtdışında yaşayan diğer en yakın arkadaşı da bize dahil oldu , üçümüz balıkçıya gittik. Ama telefonla randevu alırken dedim ki "kedi varsa olay çıkar." Yokmuş..
Neyse gittik, şahane bir masamız var, ve yine o alelade yürüyen kedi sahneye çıktı, yurtdışından gelen, kedi görmesiyle birlikte eteklerini oynarak , kediden en uzak noktaya kaçtı , avaz avaz elbette. Onu gören diğer arkadaşım da benzer şeyleri yaptı. Ben sigara içmeye devam ettim.
Yan masadakiler biz tutarız , aman korkmayın falan dediler. Yok Allah ikna olmadılar. Sonra bir garson kediyi enseledi , bu seferde ikisi " aman şimdi bizim yüzümüzden yapmayın yani" dediler. Garson güldü ..
Kedi gitmesine rağmen canıııım masada oturamadılar, duvar kenarında iki minder vardı oraya tünedik.Bizim terkettiğimiz masaya 3  kişi oturdu, onlara mı takılsam diye düşündüm.
Tünediğimiz kenarın duvarı 3-4 metre yüksekliğindeydi. Biz oturduktan sonra aynı kedi duvarın tepesine çıktı, ordan denizi seyretti ve orada uyukladı. Ben de arada bir kediye baktım.
Gece geç olup kalktığımız vakit kediyi gösterdim, yine bi bağırış çığırış...
Eve gittim.


27 Temmuz 2014 Pazar

trt-radyo3-88.2

Gün yavaş geçsin istedim.
Eskiden walkman ile radyo dinlerdim. Okulda, yolda, uyurken..
Dinlediğim şeyleri hatırlamaya çalıştım. Şimdinin hiç komik olmayan Beyaz’ı dinlerdim. Kaybedenler Klubünü..Karabiberim sıkça çalardı, değiştirirdim.
Aslında müzik kültürüm çok zayıf. Dinler geçerim, güzelse güzel işte ne var yani şeklinde..
Bugün radyo açtım. 88.2 trt-3 . Babam hep dinler.
Oğlan babasında. Evi temizledim. Radyo hep açıktı. Film müzikleri ile ilgili bir bölüm vardı.   Şarkıların tarihini anlatıyorlar. Caz dinledim,  sanatçıların nasıl yeni bir akım yarattıklarını.. Not almadım. Aklımda tutmaya çalışmadım. Sadece dinledim birbirinden güzel şarkıları.
Saat 21:00’e geliyor. Aptal saptal reklam cıngılları , birbirinden korkunç, rezil haberler yok. Dinginlik , duygular , doğa, yaşam var.

Sakinleşmek var, yoluna bakmak…

25 Temmuz 2014 Cuma

Tatil anıları'14

Ex , oğlan  ve ben tatile gittik. 4 gece ..

Geçirebileceğimiz en sorunsuz, en bulaşıksız, en mesafeli tatil oldu. Yanyana iki oda,benim ki serin , onunki hamam, oğlan babasında uyudu..
-----------------------
Ex'in kronik bir iş sorunu vardır. Hangi iş yerine giderse gitsin, bir huzursuz, bir mutsuz, herkes ona cephe...
Yemekleri beraber yedik. O öğle yemeğinden önce, o kadar çok telefonla konuştu ki, daralmış olmalı, başladı vıdıvıdıdvıdıdvıdıdvıvı anlatmaya. İlk tur anlattı..Beklenen tepkiyi alamayınca, aynı hikayeyi yine anlatmaya başladı.
-Anladım anlattın ya az önce.
-Ama vıdıvıdıdvıdıdvı

Ufaklık bana döndü...
-Anne, hala konuşuyo ama di mi? kikirkikirkikir....
-Evet annecim...hala...
-Ya siz şimdi birlik oldunuz ama -konuya dönerek-vıdıdvıdıvıdı

Oğlan gülme krizine girdi...Ağzındaki lokmayı yutamadı...
---------------------
Akşam futbol oynarlarken , ben deniz kenarında şezlonga uzandım, yıldızları seyrettim.
---------------------
Erken uyuyan ufaklık nedeniyle odaya tıkılan Ex'in aksine, çimenlerde keyif yaptım.
---------------------
İş yerimden ne kadar bunaldığımı farkettim. Kendim için uyduruk uyduruk iş planları yaptım.
---------------------
Sadece 1 gece akşam yemeği masasına konulan şamdanı , açık büfe den tıkabasa doldurduğu tabakları sığdıramadığından kenara langırt diye koyan,  Ex , şamdanı tuz buz etti. Çıkan sesten çocuklar çok korktu. Bu, kazara herkesin başına gelebilecek bir durumken, Ex'in o şamdanı alış , kaldırış ve tuzbuz ediş sahnesinde aklından geçenleri bildiğim , hangi hırs ve takıntılarla onu hunharca yerinden ettiğine emin olduğum için bu adamla herhangi bir bağım olmadığına şükrettim. Yemeğimi yemeğe devam ettim.
----------------------
Kendi otel , uçak masraflarım ve oğlumun tüm masraflarının yarısını  karşıladım.
----------------------
Sincap gördüm. Hatta elimden yemek yedi. Farelerden neden hoşlanmayıp sincap sevdiğimizi düşündüm.
----------------------

Çok şükrettim..

22 Temmuz 2014 Salı

Acı Biber

Çok komik, birbirine çok yakışan bir karı koca, 3-4 yaşlarında çocuklarıyla yan yana düştü masalarımız.
Anne çocuğa yemek yediriyor. Açık büfe ...
Biz de ex , ben , minnoş bir masadayız..Bu yemek macerası başka bir yazının konusu olsun...
Neyse ,yan masadaki çocuğa yanlışlıkla acı biber vermiş annesi. Bastı ufaklık çığlığı..Ağlamaya başladı .
Anne  "Aaaaaa, şimdi bizim bu yaşadığımıza ne denir biliyor musun? DEJAVU hahhahhaaa"
Anne daha önce de nasıl yanlışlıkla acı biber yedirdiğini, biberin ucuyla  , sapı arasında acılık farkı olduğunu anlatmaya başladı gülerek..
Baba "Ayayayayyyyayyya uffffffffffff ben de yandım ya....hemen domates yiyim...bak sen hiç domates yememiştin ama bak bu işe yarar."
Baba domatesin kabuğunu sıyırarak ufaklığa yedirir. Ufaklık burnunu çekerek domates yer. Biraz daha yavaşlar ağlaması ...Anne - baba beşlik çakar...Domatesi de yutturduk ohohhhh ohh diye...

Böyle yaratıcı , uyumlu, mutlu, güleryüzlü çiftleri görmek , sorunları eğlenceli şekilde çözmelerine tanık olmak
çok eğlenceli...Karşımda kendi yemeğinden mutsuz,oğlanın et yememesine söylenen, off çok güneşli bir yere oturmuşsun diye ömrünü çürüten bir Ex'e rağmen..

17 Temmuz 2014 Perşembe

Anahtarlık

Boşanma/boşanamama , oğlanı ex'e vermek zorunda olmanın başlangıcıydı. Bazen carcarcar konuşup bazen de sokaklarda amaçsızca, plansızca tek başıma,günlerce gezesim vardı. Vapur'a binmek iyi gelir ya herkese, binmiştim ama beşiktaş'a değildi bu sefer..Eminönü..Aylak aylak yürüdüm..Sultanahmet'e gittim. No thanks falan dedim birkaç kez...Halbuki bildiğin Türk'üm ama sırt çantam bi yabancı havası mı veriyordu ne? Neyse köfte-piyaz yedim.. Yürüdüm yürüdüm yürüdüm...

Bir Müze önünde durdum..Türk ve İslam Eserleri Müzesi...Meydan kalabalık gelince müze de kimse yoktur hem de serindir, hem de müze kartım var diye içeri girmiştim. Halbuki "Muhteşem Yüzyıl"'ın meşhur pargalısının sarayı imiş , çok ziyaretçisi olduğu bir güne denk gelmişim..İçeri girdim , ama kimse yok gibiydi..Toplasan 3 kişi .. Hiç ilgimi çekmeyen , ama her eserin altında yazan herşeyi okudum..Neden bu kadar az müzeye gittim şimdiye kadar dedim, bundan sonra daha çok gidicem..


Sonra Cizre kapısını gördüm , kocaman , upuzun..Kapı gibi adam dedikleri bu kapıdan mı geliyor ne , haşmetli...Çok görkemli bir kapı ama "kapı tokmağı" daha bir başka.
İnsan bir kapı tokmağına vurulurmuymuş..İki ejderha sanki ortaki aslanı koruyorlarmış...o aslan benmişim de ejderhalar annemle babammış .Esasen iki tokmaklı kapının tokmaklarından biri Berlin'e ya da Danimarka'ya kaçırılmış ..Diğerini de bana verseler , kendi kapıma assam , bir daha kimse bana zarar veremese istedim, hem de çok...


Müze çıkışında hediyelik eşya satan bir yer vardı, bu tokmağın anahtarlığı.. Aldım onu. Gerzek peluşlu anahtarlığımı çıkardım, ejderli aslanlı, anahtarlığımı kullanmaya başladım.
Benim yeni hayatıma alışırken, inançsızlıklarımdan  sonra yeni inançlarımın başlangıcıdır bu anahtarlık. Bundan sonra, kimse beni bu şekilde üzemeyecektir, inanıyorumdur.




Alıntıdır:
Cizre Ulu Camisi’nin ejder figürlü (Dragon) kapı tokmağı 1964 yılında Türk ve İslam Eserleri Müzesi’ne götürülmüştür. Kapı tokmağının diğer kolu daha önce Berlin Müzesi’ne kaçırılmıştır. Türk sanatı yönünden son derece önemli olan bu eseri Erdem Yücel yayınlamıştır:
Cizre Ulu Cami kapı tokmağında başları sağ ve sola dönük, ön ayakları ile birbirine bağlı iki ejder figürü esas kompozisyonu meydana getirmektedir. Ejderlerin vücutlarının orta kısımlarında birer düğüm, kuyruklarında da doğan veya kartala benzer başlar görülür. Ağızlar açık adeta gövdeyi ısırır durumdadır. Kulaklar sivri, gövdeler balıksırtı motiflidir.



XI.-XIII. Yüzyıl Anadolu Selçuklu sanatında buna benzer hayvan tasvirleri, ejder ve yılan figürleri çok sayıda kullanılmıştır. İslâm sanatında da ejder figürlerinin ayrı bir yeri vardır. Orta Çağ İslâm dünyasında ejderler kapı tokmağı ve hem de yapıyı her türlü kötülükten koruyan bir muhafız olarak düşünülmüştür. Bu motifin kaynağı Orta Asya Çin sanatı olup, buradan Sasani, İskit, Hun sanatına girmiş, on iki hayvanlı Türk takviminde yer almıştır.



Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde bulunan Cizre Ulu Camisi’nin kapı tokmağı Orta Asya, Selçuklu ejder figürlerinin tipik bir örneğidir



XI.-XIII. Yüzyıl Anadolu Selçuklu sanatında buna benzer hayvan tasvirleri, ejder ve yılan figürleri çok sayıda kullanılmıştır. İslâm sanatında da ejder figürlerinin ayrı bir yeri vardır. Orta Çağ İslâm dünyasında ejderler kapı tokmağı ve hem de yapıyı her türlü kötülükten koruyan bir muhafız olarak düşünülmüştür. Bu motifin kaynağı Orta Asya Çin sanatı olup, buradan Sasani, İskit, Hun sanatına girmiş, on iki hayvanlı Türk takviminde yer almıştır.


Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde bulunan Cizre Ulu Camisi’nin kapı tokmağı Orta Asya, Selçuklu ejder figürlerinin tipik bir örneğidir

XI.-XIII. Yüzyıl Anadolu Selçuklu sanatında buna benzer hayvan tasvirleri, ejder ve yılan figürleri çok sayıda kullanılmıştır. İslâm sanatında da ejder figürlerinin ayrı bir yeri vardır. Orta Çağ İslâm dünyasında ejderler kapı tokmağı ve hem de yapıyı her türlü kötülükten koruyan bir muhafız olarak düşünülmüştür. Bu motifin kaynağı Orta Asya Çin sanatı olup, buradan Sasani, İskit, Hun sanatına girmiş, on iki hayvanlı Türk takviminde yer almıştır.



Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde bulunan Cizre Ulu Camisi’nin kapı tokmağı Orta Asya, Selçuklu ejder figürlerinin tipik bir örneğidir.” 

14 Temmuz 2014 Pazartesi

Messi misin nesin?

Artık büyüdü. Maç falan izliyoruz birlikte, iddaalı olanları elbet. Dün Almanya savunucusuydu. hediyesine seyrettik. Ben Arjantin tarafıydım - kalp kalp kalp kalp....

Sürekli Messi'ye saydırdı..
Nihayet yumurtladı ki "Bütün kızlar Messi'yi seviyomuş...Ne yani çok mu yakışıklı , çok mu gol atıyo ne yaaa"

Hah dedim çok yakışıklı , çok gol atıyo..

Evde Almanya ,Almanya Almanya diye uzun bir tezahurat sürdü...Dayanamadı tabi maçı bitirmeye..Ben de..

Gece uyandı davulcudan hemen önce;

- Anneeeeeeeeeeee kim kazandı ..
- Almanya , 1-0
- Aptal  Messi

4 yaşında Messi formasıyla fotoları var, sabah onları gösterdim. Ben bebekmişim nerden biliym ..dedi..

Messi misin nesin ne biliym?


9 Temmuz 2014 Çarşamba

Zevk değişim-dönüşüm

Evde tadilat bitti. Çok becerikli, zevkli, hızlı  bir ustaya denk geldim. İnanılmaz...
"Ya abla çok güzel oldu ama ya" diye telefon açıp beni işten evi görmem için çağırdı.
Ne istediğimi anlattım, anladı, daha güzelini yaptı, çok makul bir fiyata...

Şimdi koltuk, yatak, dolap zamanı..

Zevklerim o kadar değişmiş ki..

Gri ye bayılıyorum şu an...Fazla renk istemiyorum. sakin olsun herşey. Yormasın. Fazla eşya olmasın. Sehpa üstünde örtü olmasın, perdeler amacına hizmet etsin, çamaşır makinası tek programlı olsun, mutfakta küçük beyaz eşya bir tek kettle olsun, halı olmasın, misafire de kendimize de kullanacağımız tek bir yemek takımı olsun, çiçek belki bir tane olsun, ... Evi sadeleştiriyorum.

Ve tek başına karar vermek ne büyük zevkmiş, paran yettiğince, içine sindikçe, oğluna sordukça...

25 yıl sonra en mutsuz anımda karşıma çıkan Pinokyo bisikletimi duvara asmak için zımbırtıdan alacaktım ki , ufak bir bisiklet parasına, aparat almak ahmakça geldi. Babam Sağolsun , "ben hallederim" dedi.
Görmekten sürekli mutluluk duyduğum bisikletimi  duvara astık.


Evim şahane!